tübitak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tübitak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2011 Perşembe

TÜBİTAKTAN 3 BOYUTLU MAYIN DEDEKTÖRÜ - TÜBİTAK MAYIN DEDEKTÖRÜ

TÜBİTAKTAN MAYINLARI GÖREN TEKNOLOJİ - TÜBİTAK MAYIN DEDEKTÖRÜ
Tübitak tan dünyada bir ilk. Yerin altındaki mayınları gerçek 3 boyutlu resim olarak gören mayın dedektörü. Bu tip bir mayın dedektörünün dünyada eşi benzeri olmaması TÜBİTAK gibi bir kurumun teknoloji alanındaki bilgi birikiminin seviyesini göstermektedir.

TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezindeki (BİLGEM) Türk mühendisler, yerli kaynak ve tasarımla toprağa gömülü plastik ve metal mayınları, görüntülü olarak tespit edebilen mayın dedektörü geliştirdi.


Dedektörün basına tanıtımı TÜBİTAK'ın Gebze yerleşkesinde düzenlenen etkinlikte yapıldı. Etkinlikte arazi koşullarında toprağa gömülü haldeki taklit mayınlarla yapılan tespit testleri de basın mensuplarına gösterildi.


TÜBİTAK BİLGEM Bilişim Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Vekili Dr. Mehmet Sezgin, enstitüde son yıllarda yapılan projeler kapsamında mayın tespit sistemlerine yönelik farklı çalışmalara ilişkin bilgi verdi.


Bu bağlamda EMI algılayıcı (metal dedektörü) GPR algılayıcı, (yere nüfuz eden radar), IR algılayıcı (kızılötesi) ve akustik algılayıcı sistemlerinin mayın tespiti amacıyla elde taşınabilen ve araca takılabilir mayın tespit prototiplerinde kullanıldığını anlatan Sezgin, enstitülerinin mayın tespit yöntemlerine yönelik çözüm oluşturmada deneyimi ile ulusal ve uluslararası ortamda önemli bir odak haline geldiğini belirtti.


Ulusal bazda üç projenin tamamlanarak ürünlerin geliştirildiğini bildiren Sezgin, bu ürünlerin uluslararası ortamlarda duyurulduğunu ve testlere tabi tutulduğunu ifade etti.

TÜBİTAK ASKERİ TEKNOLOJİ ALANINDA VE MAYIN DEDEKTÖRLERİ ALANINDA DÜNYADA İLKİ BAŞARDI
Şu anda yaygın olarak mayın tespitinde metal dedektörlerin kullanıldığını ancak bu sistemle metal içermeyen plastik mayınların tespitinin mümkün olmadığını ifade eden Sezgin, bu tür cihazların çoğunda kullanıcıya uyarının sadece sesli olarak verildiğini ifade etti.


Sezgin, enstitü bünyesinde son geliştirilen yeni nesil bir mayın tespit sistemi olan Elde Taşınabilir Mayın Tespit Sistemini (ETMTS-2) de tanıttı. Sezgin, sistemin içerdiği iki algılayıcılı yapısı ile metalik ve plastik mayınları tespit ve teşhis edebilme özelliğine sahip olduğunu bildirdi.Sezgin, sisteme ilişkin şu bilgileri verdi:


''Sistemde bulunan LCD ekran, kullanıcının, taradığı bölgedeki algılayıcı verilerini görsel olarak takip etmesini sağlıyor. Bu özellik, sistemin öne çıkan en önemli özelliklerinden. Böylece operatör, tespit uyarılarını sadece işitmekle kalmayıp görsel ikazları da takip ederek, tespit ve teşhis başarımını arttırabiliyor. Ürünün bu özelliği dünyadaki mevcut sistemlerin hiçbirinde bulunmuyor.''


Enstitüden alınan bilgilere göre, TÜBİTAK'ın mayın tespit sistemi, metal ve plastik mayınları radar ve yapay zeka tabanlı otomatik öngörü özellikleri sayesinde mayının türünü de görsel olarak tespit edebiliyor.Sistemin bataryası 3,5 saat kullanıma uygun ve şarj edilebilir üç bataryası ile de uzun süreli kullanımı mümkün kılıyor.


Sistem, zor arazi koşullarında çalışmaya uygun şekilde 4 kilogram ağırlığında ve elde taşınabilir şekilde tasarlandı. İki el ile kullanılabilen sistemin elektronik birimi omuza asılabiliyor ve palaskaya da bağlanabiliyor.


ETMTS-2 gerektiğinde dış dünya ile eternet yardımıyla haberleşme de sağlayabiliyor. Sistemin özellikleriyle dünyada tek olduğu belirtiliyor.

GELİŞTİRİLEN 3 BOYUTLU TÜBİTAK MAYIN DEDEKTÖRÜNDEN 100'ÜN ÜZERİNDE ÜRETİLDİ
Piyasadaki yakın benzerlerine oranla yarı yarıya fiyat avantajı da getiren sistemin 100'ün üzerindeki ilk üretimleri de tamamlandı ve 2012'de Türkiye'de askeri ihtiyaçların karşılanması için kullanılmaya başlanacağı belirtildi.


Sisteme yönelik Türkiye'nin çeşitli yerlerinde saha denemeleri yapıldı, en son olarak da NATO çalışma grubu etkinlikleri kapsamında Haziran 2010'da Fransa'daki testlerde cihaz kullanıldı.
Etkinliğin ardından Hollanda temsilcisi tarafından sisteme yönelik denemeler yapmak üzere Hollanda'ya davetin yapıldığı ve cihazın Hollanda ve NATO ülkeleri tarafından kullanılmasının istendiği kaydedildi. Ayrıca ABD tarafından sınırlı sayıda ETMTS-2'nin satışının yapılıp yapılmayacağı konusunda da bilginin talep edildiği belirtildi.
Öte yandan Pakistan ve Lübnan gibi Ortadoğu ve Asya ülkelerinin sistemle ilgilendiği ve sistemi kendi ortamlarında denemelerinin yapılmasını istediği ifade edildi.

-Gömülü boru ve kabloları da buluyor-


Teknolojinin, mayın tespitinin dışında gömülü kablolar, borular, tarihi kalıntıların tespit edilmesi ve asfalt kalitesinin ölçülmesi gibi kullanım alanları da bulunuyor.


Uzun yıllardan bu yana ölümlere neden olan kara mayınlarının yerleştirilmesi kolay, tespiti ve etkisiz hale getirilmesinin ise tehlikeli ve oldukça zor olduğu belirtiliyor. Bu sinsi ve ölümcül silahlara yönelik karşı önlemlerin geliştirilmesi dünyada uzun yıllardır önemli bir gündem konusu. 64 ülkede yaklaşık 100 milyonu aşkın kara mayını bulunduğu kaydediliyor. Türkiye sınırları içindeki kara mayınlarının sayısının da azımsanmayacak oranda olduğu belirtiliyor.

TÜBİTAK MAYIN DEDEKTÖRÜ
TÜBİTAK 3 BOYUTLU MAYIN DEDEKTÖRÜ

15 Haziran 2011 Çarşamba

İLK YERLİ UYDU RASAT HAZIR. TİBİTAKTAN YERLİ UYDU RASAT

TÜRKİYE'NİN İLK YERLİ UYDUSU RASAT GÖREVE HAZIR
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından sağlanan kaynakla, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) tarafından Türkiye'de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu RASAT, fırlatılmak üzere Rusya'ya gönderiliyor.AA muhabirinin TÜBİTAK yetkililerinden aldığı bilgiye göre, RASAT projesiyle Türkiye'nin uydu teknolojilerindeki tasarım, üretim ve test yetenekleri gelişti. Türk mühendislerin ve TÜBİTAK UZAY Enstitüsü'nün kazandığı deneyim ve yetenekler, Türkiye'nin Uzay Teknolojileri alanındaki hedeflerine ulaşmayı sağlayacak yeni projelere de rehber ve öncü oldu. Bu bağlamda RASAT'ın temel hedeflerine başarıyla ulaşıldı.


Tasarım, üretim ve test aşamalarının tamamı Türk mühendis ve teknisyenleri tarafından TÜBİTAK UZAY tesislerinde gerçekleştirilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, dün sabah Rusya Federasyonu'nda bulunan Yasny Fırlatma Üssü'ne doğru yola çıktı ve gümrük işlemleri için Rusya'nın Ulyanovsk şehrine ulaştı.
Temmuz ayında gerçekleştirilmesi planlanan fırlatma kapsamında, RASAT'ın yanı sıra İngiltere, ABD, İtalya, Ukrayna, Nijerya'nın uyduları da uzaya taşınarak yörüngeye yerleştirilecek. Fırlatma, dünyanın en güçlü kıtalararası balistik füzelerinden biri olan SS-18'den uyarlanarak geliştirilen Dnepr fırlatma aracı ile gerçekleştirilecek. RASAT'ın dahil olacağı fırlatma, Dnepr fırlatma aracının uydu taşımak için yapacağı 17. ticari fırlatma olacak.
-TÜRKİYE'NİN DE UZAY TARİHÇESİ BAŞLIYOR-
RASAT, ülke olarak uydu tasarlama, üretme, test etme ve işletme yeteneklerini göstermek, Türk mühendis ve teknisyenleri tarafından tasarlanarak üretilen yerli uzay ekipmanlarını uzayda test etmek ve optik uydu görüntüleri elde etmek amacıyla geliştirildi.
RASAT'ın hem işlevsel hem de yapısal olarak fırlatmaya hazır olduğu, TÜBİTAK UZAY ve fırlatma aracı üreticisi firmanın tesislerinde yapılan testlerde geçen yıl teyit edildi.
Böylelikle, Türkiye'nin uydu teknolojilerindeki tasarım, üretim ve test yeteneklerinin geliştirilmesi ve bu süreçte Türk mühendisler ve özellikle TÜBİTAK UZAY Enstitüsü'nün deneyim ve yetenek kazanması hedefine başarıyla ulaşıldı.
RASAT'ın yörüngeye yerleştirilmesi ve TÜBİTAK UZAY tarafından tasarlanıp geliştirilen uydu sistemlerinin uzayda başarıyla çalışması ile, sistemlerin uçuş tarihçesi kazanmaları ve bundan sonraki yerli uydu görevlerinde kullanılmaları hedefleniyor. Aynı zamanda, RASAT'tan elde edilecek uydu görüntülerinin, şehir bölge planlama, ormancılık, tarım, afet yönetimi ve benzeri amaçlarla da kullanılması planlanıyor.


-''TÜBİTAK UZAY'DA NELER YAPILIYOR?''
TÜBİTAK UZAY, 1985'de uzay teknolojileri, elektronik, bilgi teknolojileri ve ilgili alanlarda ar-ge projeleri yürütmek amacıyla kuruldu. 2006 yılında Enstitünün misyonu ve vizyonu yenilenerek, ismi ''TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, (TÜBİTAY UZAY)'' olarak değiştirildi.


TÜBİTAK UZAY'da, uzay teknolojileri alanında uydu sistemleri, uydu alt-sistemleri, uydu yer istasyonu alt sistemleri, uydu test ve entegrasyon sistemleri üzerine çalışmalar yürütülüyor.
Ayrıca, elektronik alanında tümdevre tasarımı, iletişim sistemleri, elektronik sistem tasarımı, elektro-optik görev yükleri, veri işleme alanında işaret işleme, uzaktan algılama, örüntü tanıma, veri madenciliği, makine öğrenmesi; güç elektroniği alanında güç kalitesi, kompanzasyon sistemleri, elektrikli motor sürücüleri, anahtarlamalı güç kaynakları, yenilenebilir enerji; güç sistemleri alanında da elektrik üretim ve iletim sistemlerinin analizi, dağıtım otomasyonu konusunda strateji araştırma ve geliştirme, dağıtım sistemlerinde gözetimli denetim ve veri toplama (SCADA) sistemleri, dağıtım sistemlerinin planlanması, tasarımı ve işletilmesi için kriter belirleme araştırmaları ve projeleri yürütülüyor.


TÜBİTAK UZAY, küçük uyduların tasarımı, üretimi ve test edilmesi alanındaki yeteneklerin geliştirilmesine ve uzay teknolojilerinde uluslararası işbirliğinin oluşturulmasına öncelik veriyor.

Bu projede emeği olan tüm çalışanları yürekten kutlarım.

12 Haziran 2011 Pazar

TÜBİTAKTAN TSK'YA

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde faaliyet gösteren Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK MAM) Gebze yerleşkesi Bilişim Teknolojileri Enstitüsü'nde (BTE) tamamlanmış projeler basına tanıtılıdı. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için hazırlanan projelerde geliştirilen yeni ürünlerle pilotların kontrol sistemlerini etkin ve hızlı kullanımı sağlanırken, mayın tesbitinde daha duyarlı olan portatif mayın tespit cihazı ve gümrük kapılarında etkin denetimi sağlayacak sistemler basına tanıtıldı.




Yeni teknolojik sistemlerin özellikle Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın (KKK) ihtiyacı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilirken, 2001 yılında başlatılan çalışma ile başta savaş helikopterleri olmak üzere askeri hava araçlarının sistemlerinin kumanda edilmesini sağlayan görev bilgisayarları ilk defa milli olarak geliştirildi. "Helikopterde yer alan telsiz, seyrüsefer, gece hedef tesbit-teşhis ve dost düşman tanıma sistemlerini ekranlar üzerinden kontrol edecek Aviyonik Merkezi Kontrol Bilgisyarı, labrotuar ortamında geliştirilmiş ve doğrulanmıştır. Geliştirilen kontrol göstergeleri pilot kabininde kullandığı sistemleri daha hızlı ve etkin kullanmasını sağlıyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı pilotlarının istekleri doğrultusunda geliştirilen bu sistemle haberleşme göstergeleri üzerinden telsizleri kullanarak kara, hava, ve deniz unsurları ile haberleşmeyi sağlıyor. Aynı göstergeler üzerinden dost düşman tanıma cihazını kullanarak helikopterlerin dost hava savunma sistemleri tarafından tanınmasını sağlamakta. Uçuş göstergesi üzerinde helikopterin uçuş durumu ve motor sistemine ait bilgilerde gösterilmekte olağan dışı durumlarda sesli olarak pilota derhal bildirmektedir. Seyrüsefer göstergeleri ile pilotlar helikopterin uçuş bilgilerini görebilmektedir. Hava aracının hareketini harita üzerinden inceleyebilir, acil iniş noktaları, güvenli ya da güvensiz bölgeleri görebilir. Gece görüş sistemi ile olası hedefleri belirleme ve takip etmesi daha kolaylaştırılmıştır. Silah kontrol göstergeleri ile silah sistemleri daha iyi kontrol edilebilir. Bu projeler sonucunda herhangi bir hava aracının görev bilgisayarını milli imkanlarla geliştirecek ve aviyonik sistemleri entegre edecek yetenekleri kazanmış durumdayız" diye konuşan BTE Müdürü Bülent Erencik, projenin tamamlandığını, şu andaki portatiflerin TSK'ya teslim edildiğini, talep edildiği zaman üretim yapılabilineceğini, dünyada 5-6 yerde yapılan bu sistemin şu an en iyi sistem olduğunu ve bir apachi helikopterini çalıştırmak için gereken tüm işlemlerin bu sistemle bir kaç dakikaya düşürüldüğünü söyledi.


TSK için Elde Taşınabilir Mayın Tesbit Sistemleri üzerinde de çalışıldığını söyleyen Erencik, "Milli Savunma Bakanlığı ARGE ve Teknoloji Dairesi tarafından desteklenen KKK'nın istekleri doğrultsunda dual algılaycılı mayın tespit sistemi üzerinde çalışılmaktadır. Proje kapsamında üretilen Elde Taşınabilir Mayın Tesbit Sistemi (ETMTS) metal dedektörü ve GPR algılaycıları bulunmakta olup örüntü tanıma teknikleri ile gömülü cisim teşhisi gerçekleştirilmektedir. Çalışma sonucunda metalik ve nonmetalik mayınları tespit eden ve daha sonra bilgisayarlı örüntü tanıma teknikleri ile cinslerini belirleyen bir laboratuvar prototipi geliştirilmiştir. Bu proje ile birlikte TÜBİTAK MAM ilk defa milyon dolar bütçeli projelerle tanışmış ve bu proje ile birlikte TÜBİTAK MAM'a pek çok projenin kapısı aralanmıştır. Yine bu proje sistematik proje yönetiminin yapılmaya başladığı ilk projelerdendir. Bu sistem ile metal ve plastik içeren tüm mayınlar tesbit edilebilmektedir. Gömülü cisimlerin cinslerinin belirlenmesinden sonra tesbit sonuçları kullanıcıya görsel ve işitsel olarak aktarılmaktadır. Bu proje ile geliştirilen cihaz gerek askeri gerekse sivil amaçlı mayın temizleme işlemlerinde kullamılabilecek. Bunula birlikte toprak altında gömülü bulunan boru, kablo, asfalt kitlesi ve tarihi kalıntıların araştırılmasında bu sistemden faydalanmak mümkün." dedi. Suriye sınırındaki gömülü mayınların bu şekilde daha kolay ortaya çıkarılabileceğini vurgulayan Erincik, "Bu yolla temizlenen topraklar tekrar ülkemizin tarımına kazandıralabilir. Bu topraklarda tekrar tarım faaliyetleri başlatılabilir. Her türlü mayını yakalayan bu sistemin çok geniş bir kullanım alanı mevcut." diye konuştu.


Gümrük Kapıları Güvenlik Sistemleri ile gümrüklerden gecen TIR ve kamyonların takibinin daha kolay olacağını ifade eden Erincik, "Bu sistemle kaçakçılığı önlemiş olacağız. Bu sistem, T.C. Başbakanlık Gümrük Müşteşarlığı'nca, "Gümrük İdaresi Modernizasyonu" adı altında yürütülen yasal eşya, insan ve araç trafiğini elektronik ortamda izleyen bir sistemin tesisi çalışmaları paralelinde, Kara Gümrük Kapıları'nda yasa dışı eşya, araç ve insan trafiğinin izlenmesine olanak sağlayacak güvenlik sistemlerinin kurulmasıdır. GSM Tabanlı haberleşmede GPRS Teknolojisi kullanılarak ATS Mobil Ünite Prototipi ve beş ülke araç plakasını %85 başarım oranında tanıyan Otomatik Plaka Okuma Algoritması geliştirilmiştir. Kontrol Merkezi, CCTV Sistemi, Plaka Okuma Sistemi, Araç İzleme Sistemi, Tümleştirme, WAN güvenliği ve Mobil/Sabit Tarayıcılar. Bu sistem ile gümrükten geçen araclara yerleştirdiğimiz GPRS teknolojisine dayanan bir cihazla araçların güzergahları dışına çıkmasını veya bir noktada fazla duraksamasını engelliyoruz. Gümrükten girip direk yurt dışına çıkacak olan araçlara yerleştirilen bu cihaz sayesinde Türkiye sınırları içersinde herhangi bir bölgede yük indirmesini engelliyoruz. Akaryakıt kaçakçılığı gibi bir çok kaçakçılığın önüne geçebilecğimizi düşünüyoruz. Mersin-İskenderun, Habur arasında akaryakıt nakliyesi yapan tırlarda daha çok kullnılıyor. Ülkeler arası transit geçen tüm araçlar bu yolla kontrol ediliyor. " şeklinde bilgi vardi.
Cihan

9 Ağustos 2010 Pazartesi

DÖRT İŞLEM YAPABİLEN MOLEKÜL

Prof. Dr. Akkaya, hayal sınırlarını zorlayan icadıyla maddenin en küçük yapı taşlarından olan molekülleri matematiksel işlem yapabilir hale getirdi.


Geçen yılın TÜBİTAK ödüllü bilim adamı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Umut Akkaya, hayal sınırlarını zorlayan icadıyla maddenin en küçük yapı taşlarından olan molekülleri, matematiksel işlem yapabilir hale getirdi.

İcatla, bilgisayar işlemcilerinin bu akıllı nano boyuttaki moleküllerden yapılabilmesi için ilk ve en önemli adım da atılmış oldu.
Profesörün icadıyla, gelecekte çok daha küçük boyutta molekül bilgisayarların yapımı da hayal olmaktan çıktı.
KAYNAK: HABER7.COM
Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Umut Akkaya, AA muhabirine çalışmasına ilişkin bilgi verirken, dünya genelinde başka araştırmacıların da moleküllerle elektronik devreler üzerine çalışmalar yürüttüğü anlattı.
Akkaya, uzun yıllar süren araştırmaları sonucunda moleküller dünyasıyla makroskopik dünya arasında ışık aracılığıyla iletişim kurabilen bir dizi molekül geliştirmeyi başardıklarını bildirdi.
Kimyasal yollarla çinko ve kadmiyum gibi iyonları input olarak işleyen molekülün tüm tasarımını kendilerinin yaptığını anlatan Akkaya, moleküle ilişkin şu bilgileri verdi:
''Bu molekül, belirli dalga boylarında (farklı renklerde) ışık verebiliyor. Toplama ve çıkarma yapması için gerekli input kimyasal olarak verebiliyor, output ise ışık ya da kimyasal formda olabiliyor.
Yaklaşık 0.1 nanometreküp hacimindeki floresans özellikli yeni molekülümüze ışık ve kimyasal inputlarla çalışıyor. Böylece istenen matematiksel işlemleri de yapabiliyor. Şu an sadece toplama ve çıkarma yapabilen molekül üzerinde ileride, şifreleme de dahil olamak üzere çok daha geniş alanda uygulamalar geliştirilecek.''

''MOLEKÜLER BİLGİSAYARLAR GELECEK''
Söz konusu çalışmalarıyla bilgisayarların işlem yapan silisyum çiplerinin moleküllerle yapılmasının ilk ve en önemli adımını attıklarını belirten Akkaya, ''Kimya alanında bu tip moleküller, biraz da şans eseri elde ediliyordu. Biz bu çalışmamızda ise ilk kez molekülü kendimiz tasarlayarak geliştirdik. Ne yaparsak nasıl davranır düşüncesiyle hareket ettik. Bu nedenle molekülün sistem tasarımı çok iyi ve o nedenle bilim dünyasında çok ses getirdi ve editörler tarafından çalışmamız Kimyanın en prestijli dergisi Journal of the American Chemical Society dergisine kapak olarak seçildi'' dedi.

Akkaya, derginin 132 yıllık yayın hayatında Türkiye'den sadece 7 makale yayınlandığını da belirterek, bunlardan 5'inin kendi laboratuvarındaki son 5 yıldaki çalışmaların sonuçlarına ait olduğunu söyledi.

Molekülleri akıllı hale getirdiklerini, bu moleküllerin dış dünyayla ve birbirleriyle iletişim kurabildiğini ifade eden Akkaya, daha sonraki çalışmalarında bunları birbirleriyle biraraya gelecek hale getireceklerini kaydetti.

GÜDÜMLÜ İLAÇ TASARIMLARINDA AKILLI MOLEKÜLLER
Bilgiyi işleyebilen molekülün, aynen bilgisayarlarda silisyum işlemciler gibi bir takım input ve output sistemine göre çalıştığını bildiren Akkaya, ''Bu çalışmanın bir ötesi için beklenen konu, bilgi işleyen bu molekülleri birararaya getirerek çok daha üst sistemlere ulaşmak. Bu şimdilik mümkün görünüyor. Bu sistem, özellikle çeşitli hastalıkların tedavisinde güdümlü ilaçlar için oldukça önem taşıyor'' dedi.
İlk adımını attıkları çalışmalarında asıl hedeflerinin dışarıdan kontrol edebilebilen ya da kontrol programı yüklenebilir molekül tasarımları yapmak olduğunu dile getiren Akkaya, ''Yani moleküler robotiğe doğru giden bir yapılara ulaşmak istiyoruz'' dedi.

Akkaya, akıllı moleküllerin gelecekteki kullanımına ilişkin şöyle konuştu:

''Şimdiden 20 yıl sonra bilgisayar yerine bir kap içinde sıvı bir bilgisayar olur mu? diye düşündüğümüzde şu an bundan şüpheliyim. Ama bugün atılan temeller üzerine kurulacak moleküler sistemlerden yararlanarak yapılacak multi-fonksiyonel ilaç taşıyıcı sistemleri, ilaç taşıyıcı moleküler robotik sistemler, pekala mümkün olabilir. Yani aslında biz bugünün yarı iletken tabanlı bilgisayarlarının yaptığını değil, yapamadıklarını hedefliyoruz.''
Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Engin Umut Akkaya, geçen yıl kanser tedavisinde umut olarak gösterilen fotodinamik terapi yönteminin etkinliğini büyük oranda arttıran nanoteknoloji tabanlı, ileride de ilaç olarak geliştirilebilecek molekül senteziyle TÜBİTAK Bilim Ödülü almıştı.